Dikkat, pamuk gibi çöp şişi, ciğeri, usta işi pideleri, sıcak lavaşın içinde eriyen tulum peyniriyle tereyağın uyumu başınızı döndürebilir.

Adana ve Gaziantep mutfaklarının vazgeçilmez unsuru ‘ocakbaşı’ restoranları, rakıya ya da şaraba, mezenin değil de daha çok etin eşlik ettiği mekanlardır. Bu nedenle bir ‘ocakbaşı’nın iyi olup olmadığını etinin lezzetinden, pişiminden anlayabiliriz. Herhangi bir kasaptan ya da marketten alınıp şişe dizilmiş ya da ızgaraya atılmış etin, soğuk bulgur pilavı ve pişmiş domates, biber, sumaklı soğan ile servis edildiği yerin adı

değildir ‘ocakbaşı.’ Bir kere, mutlaka başka yerlerde bulunmayan spesyalitesi olacak mekanın. Hatta o ocakbaşına sadece o spesyal eti yemeye gideceksiniz. Çeşit bol olacak, “Biz de sadece şiş, bir de Adana kebabı var” cevabını almayacaksınız. Yedikçe yiyesiniz gelecek. Rakının hakkı verilecek.

İstanbul’da kebapçı sayısı arttı ama ‘ocakbaşı’ sayısı giderek azaldı. Var olanlar da ‘şark köşesi’ tarzı döşeniyor. Bazı restoranlar ‘ocakbaşı’nı yer kaybı olarak görüyor, o kocaman ocağın yerine masa koyup müşteri sayısını artırmaya çalışıyor. Oysa adı üzerinde; ‘ocakbaşı’ sadece kebapların yendiği değil, ocağın başında sohbetlerin de edilebildiği yerdir. İstanbul- Göksu Marinede Ocakbaşı Bölümü Boğaziçinde  ‘ocakbaşı’ yapılabileceğini gösteren önemli bir örnek.

Deneyin, memnun kalacaksınız
“Ben şiş değil kebap yemeğe geldim” derseniz kebabın her türlüsü de mevcut. Adana kebabının kıyması makinede değil zırhla çekilmiş, tam kıvamında. Yağları üzerinden akıyor. Tarak, kaburga, beyti, tavuk şiş, kanat… Ne isterseniz var. Hepsi lezzetli. Patlayacak raddeye geldiniz artık, biliyorum. Üzerine şöyle demli bir çay iyi gider hani. Etlerin hepsi kuzu, onu da hatırlatalım.

Ocakbaşı Menümüze Gözatmak isterseniz buradan bakabilirsiniz;





GÖKSU MARINE RESTAURANT
Ocakbaşı Kebap Restaurant
Balık Restaurant
İki Mutfak, İki Restaurant
.
Cuma Gecesi Hüsnü Üstün ve Gönül dostları